Peygamber Efendimiz (s.a.v.), hayatının son döneminde hastalanmış ve yaklaşık on üç gün boyunca ciddi bir rahatsızlık geçirmiştir. Bu dönemde baş ağrısı ve yüksek ateş şikayetleri olmuştur. Hz. Aişe (r.a.)'nin evinde kalmış ve son günlerini burada geçirmiştir.
Hastalığı sırasında ümmetine namaz kılmalarını, ahlaklı olmalarını ve emanetlere riayet etmelerini sıkça tavsiye etmiştir. "Namaza, namaza! Emanetlerinize dikkat edin!" (Buhari) diyerek ümmetine en önemli miras olarak ibadet ve güvenilirliği bırakmıştır.
Peygamber Efendimiz (s.a.v.), hastalığı ağırlaşmadan önce Mescid-i Nebevi'de sahabelerine son hutbesini irad etmiştir. Bu hutbede ümmetine helallik istemiş, haksızlık yaptığı birinin olup olmadığını sormuştur. Hiç kimse O'na karşı bir haksızlık iddiasında bulunmamış, herkes O'nu sevgi ve saygıyla anmıştır.
Son hutbesinde ümmetine şunları söylemiştir:
Peygamber Efendimiz (s.a.v.), miladi 8 Haziran 632 (Hicri 11. yıl, Rebiülevvel ayının 12. günü) pazartesi günü, öğle vaktine yakın bir saatte vefat etmiştir. Vefatı sırasında başı, eşi Hz. Aişe (r.a.)'nin kucağında bulunuyordu.
Son sözleri şu şekildedir:
Bu son sözler, O’nun hayatı boyunca savunduğu değerleri ve ümmetine bıraktığı en önemli vasiyetleri özetlemektedir.
Peygamber Efendimiz'in (s.a.v.) nereye defnedileceği konusunda sahabeler arasında bir süre tereddüt yaşanmış, ancak Hz. Ebu Bekir (r.a.), "Peygamberler, vefat ettikleri yere defnedilir." hadisini hatırlatarak O’nun Hz. Aişe'nin odasında vefat ettiği yere defnedilmesi gerektiğini belirtmiştir.
Peygamber Efendimiz (s.a.v.), bulunduğu odada, Hz. Ebu Bekir, Hz. Ömer, Hz. Ali ve bazı yakın sahabelerin katılımıyla sade bir törenle defnedilmiştir. Bugün Mescid-i Nebevi içinde yer alan bu kutsal makam, Müslümanlar için önemli bir ziyaret yeridir.
Peygamber Efendimiz'in (s.a.v.) vefatı, sahabeler ve tüm Müslümanlar üzerinde derin bir üzüntü yaratmıştır. Hz. Ömer (r.a.), O’nun vefatını kabullenmekte zorlanmış ve "Kim Muhammed öldü derse, onu kılıcımla yok ederim!" demiştir. Ancak Hz. Ebu Bekir (r.a.), şu ayeti okuyarak Müslümanları teskin etmiştir:
"Muhammed ancak bir peygamberdir. Ondan önce de peygamberler gelip geçmiştir. Şimdi o ölür veya öldürülürse, siz gerisin geriye (eski dininize) mi döneceksiniz? Kim böyle yaparsa Allah’a hiçbir zarar veremez. Allah şükredenleri mükafatlandıracaktır." (Âl-i İmrân, 3/144)
Bu sözler, Müslümanları teskin etmiş ve Hz. Ebu Bekir'in liderliğiyle İslam toplumu toparlanmıştır.
Peygamber Efendimiz'in (s.a.v.) vefatı, İslam dünyasında büyük bir boşluk yaratmış ancak O’nun bıraktığı Kur'an ve sünnet mirası, Müslümanların yolunu aydınlatmaya devam etmiştir. Dört Halife dönemiyle birlikte İslam toplumu hızla organize olmuş ve İslam, geniş coğrafyalara yayılarak dünya tarihine yön vermiştir.
Peygamber Efendimiz (s.a.v.) hangi tarihte vefat etti? 8 Haziran 632 (Hicri 11. yıl, Rebiülevvel ayının 12. günü) pazartesi günü vefat etmiştir.
Peygamber Efendimiz'in (s.a.v.) vefat ederken söylediği son sözler nelerdir? "Refik-i Âlâ'ya", "Namaza dikkat edin ve ellerinizin altındaki insanlara iyi davranın." şeklindedir.
Peygamber Efendimiz (s.a.v.) nereye defnedilmiştir? Vefat ettiği yer olan Hz. Aişe'nin odasında, bugünkü Mescid-i Nebevi'nin içinde yer alan kutsal mekana defnedilmiştir.
Vefatından sonra İslam toplumunu kim yönetti? Hz. Ebu Bekir (r.a.), ilk halife olarak seçilmiş ve İslam toplumunu yönetmiştir.
Peygamber Efendimiz'in (s.a.v.) vefatına sahabeler nasıl tepki verdi? Sahabeler büyük bir üzüntü yaşamış, Hz. Ömer (r.a.) durumu kabullenmekte zorlanmış ancak Hz. Ebu Bekir'in (r.a.) sözleriyle topluluk sakinleşmiştir.