Allah’a iman, İslam inancının temel taşıdır. Bir Müslüman, Allah’ın varlığına, birliğine, sıfatlarına ve O’nun tek ilah olduğuna kesin bir şekilde inanmalıdır. Kur’an-ı Kerim’de şöyle buyrulmaktadır:
"Allah, O’ndan başka ilah olmayandır. O, Hayy’dır, Kayyum’dur." (Bakara, 2/255)
Allah’a iman, yalnızca O’nun varlığını kabul etmekle sınırlı değildir. Aynı zamanda O’nun tüm sıfatlarını kabul etmek, yalnızca O’na ibadet etmek ve O’nu hayatın merkezine koymak gerekir.
Allah’a iman, Tevhid-i Uluhiyet ve Tevhid-i Rububiyet olmak üzere iki temel kavram çerçevesinde ele alınır. Bu iki kavram, Allah’ın varlığına ve birliğine nasıl inanılması gerektiğini açıklar.
Uluhiyet, Allah’ın tek ilah ve ibadet edilmeye layık tek varlık olduğunu ifade eder. Tevhid-i Uluhiyet, ibadetin yalnızca Allah’a mahsus olduğunu ve hiçbir varlığın O’na ortak koşulamayacağını vurgular. Kur’an’da şöyle buyrulmaktadır:
"Ey insanlar! Sizi ve sizden öncekileri yaratan Rabbinize kulluk edin ki, korunmuş olasınız." (Bakara, 2/21)
Tevhid-i Uluhiyet’in gereklilikleri:
Tevhid-i Uluhiyet, kulun doğrudan Allah’a yönelmesini, O’ndan yardım istemesini ve yalnızca O’na kulluk etmesini gerektirir. "Lâ ilâhe illallah" kelime-i tevhidi, bu inancı özetlemektedir.
Rububiyet, Allah’ın tüm kâinatın yaratıcısı, sahibi ve yöneticisi olduğunu kabul etmektir. Tevhid-i Rububiyet, Allah’ın her şeyi yarattığını, her şeyi kontrol ettiğini ve her şeyin O’nun takdiriyle olduğunu kabul etmeyi gerektirir. Kur’an’da şöyle buyrulmaktadır:
"Göklerin ve yerin mülkü Allah’ındır. O, dilediğini yaratır." (Şura, 42/49)
Tevhid-i Rububiyet’in ana ilkeleri:
Tevhid-i Rububiyet, Allah’ın mutlak hâkimiyetini ve her şeyin O’nun kudretiyle gerçekleştiğini kabul etmeyi ifade eder. Ancak, sadece Tevhid-i Rububiyet’i kabul etmek, kişinin Müslüman olması için yeterli değildir. Çünkü müşrikler de Allah’ın varlığını ve evrenin yaratıcısı olduğunu kabul ediyorlardı, ancak O’na ibadette ortak koşarak Tevhid-i Uluhiyet’i reddetmişlerdir.
Allah’a iman, O’nun isim ve sıfatlarını da kabul etmeyi gerektirir. Allah’ın zatî ve subûtî sıfatları, O’nu diğer varlıklardan ayıran özelliklerdir.
Zatî Sıfatlar:
Subûtî Sıfatlar:
Allah’ın sıfatlarına iman, O’nun mükemmel ve benzersiz olduğunu kabul etmeyi gerektirir. Allah’ın hiçbir sıfatı eksik veya sınırlı değildir.
Allah’a iman etmek, Müslümanın inanç dünyasını ve yaşam şeklini doğrudan etkiler:
Allah’a iman, İslam’ın en temel inancıdır ve Tevhid-i Uluhiyet ve Tevhid-i Rububiyet kavramlarıyla açıklanır. Tevhid-i Uluhiyet, yalnızca Allah’a ibadet etmeyi ifade ederken, Tevhid-i Rububiyet, Allah’ın kâinatın mutlak hâkimi olduğunu kabul etmektir. Bir Müslüman, imanını bu iki temel üzerine inşa etmeli ve hayatını Allah’ın emirlerine uygun şekilde şekillendirmelidir.
Allah’a iman etmek ne anlama gelir? Allah’a iman, O’nun varlığını, birliğini, sıfatlarını ve ibadete layık tek varlık olduğunu kabul etmek anlamına gelir.
Tevhid-i Uluhiyet ile Tevhid-i Rububiyet arasındaki fark nedir?
Allah’ın sıfatları nelerdir? Allah’ın zatî ve subûtî sıfatları vardır. Vahdaniyet (birlik), hayat, ilim, kudret, irade, semi (işitme) ve basar (görme) gibi sıfatları bulunur.
Şirk neden en büyük günahlardan biridir? Şirk, Allah’a ortak koşmak anlamına gelir ve İslam’da en büyük günah olarak kabul edilir. Çünkü tevhid inancını bozar ve Allah’a olan bağlılığı zedeler.
Allah’a iman etmek, günlük hayatta nasıl bir etki bırakır? Allah’a iman eden bir Müslüman, sadece O’na yönelir, tevekkül sahibi olur, ibadetlerini bilinçli bir şekilde yapar ve her durumda Allah’a güvenerek huzur bulur.